2 Temmuz 2009 Perşembe

ayakkabı


ben ayakkabılarımla uyumayı hep sevdim.. geçen gün bölümde ezginin aldığı ayakkabı üzerine konuşurken aklıma geldi..kızlar ayakkabılarını sever, onlara aşık olur, onlarla konuşur...

her akşamüstü televizyon karşısında heyecanla beklediğim ninja kaplumbağaların tuvalet terliği plastiğinden yapılmış sandaletleri çıkmıştı. belki dünyanın en adi şeyiydi, ama sokakta peşinden koştuğum herkesin ayağında vardı ve benim de olmalıydı. ve ben de herkesin ayağındaki Donatello değil, kahramanım Michelangelo olmalıydı. anneme arkadaşlarımın sandaletlerini göstermeye başlamıştım hemen. hiç bir şeyi direk söyleyerek isteyemedim kolay kolay, böyle imalarla eşindim olduğum yerde. sonra bir gün istemeden daldığım öğle uykusundan başucumda Michelangelo'lu sandaletlerimle uyandım.. pırıl pırıl, yemyeşil ve çok güzeldiler. onları yastığımın kenarından almadan annemi öpmeye gittim ve tekrar yanlarına yattım.

biraz büyüdüm sonra, bayramüstü.. her zamanki gibi hastayım, iğneler ilaçlar uçuşuyor halisülasyonlarımın arasında. ateşim o kadar yüksek ki gördüklerim gerçek mi değil mi anlayamıyorum. sonra boncuklu sandaletler görüyorum babamın elinde, gerçek olmayacak kadar güzeller. babam ayağıma giydiriyor, elinde bir çift ayakkabı daha var ama onların boncukları yok! annemle konuştuklarını duyuyorum annem boncuksuzları daha çok beğeniyor, "daha uzun süre giyer" gibi bir şeyler söylüyor babama. eğer kafamı toparlayıp olaya dahil olmazsam boncuklu sandaletleri ömrümün sonuna kadar unutmam gerek... toparlanıp "boncuklular olsun, çok güzel onlar" diyorum ve uykuya dalıyorum. uyandığımda ayağımda boncuklu sandaletlerim, birlikte mutluyuz....
sümerbank vardı eskiden, hep ordan alışveriş edilir ve taksit ödemeye gidilirdi. yine taksit ödemeye gittiğimiz bir gün ben vitrinde duran kırmızı rugan ayakkabılara aşık oluyorum...
anneme binbir eziyet edip eve kucağımda onlarla dönüyorum. beyaz, bilekte kıvrılan uçları dantelli çoraplarımla o kadar büyüleyiciler ki, kuzenim ceyda kıskançlıktan çatlayacak adım gibi eminim!o gece de onlarla uyuyorum...

büyüdükçe ayakkabılarla uyunmuyor, ve ayakkabının sadece çorapla uyum içinde olması yetmiyor bir yaştan sonra.. her kıyafetin altına giyilecek ayakkabı bulmak gerek, bugün sarı eteğin altına giydiğini yarın siyah kotunla giyemezsin... büyümek her zaman dediğim gibi, "zor"!

evet büyüdükçe ayakkabılarla uyunmuyor artık belki, ama ben hala ne zaman yeni bir ayakkabı alsam onlarla uyuma isteğimi ve heyecanımı zor bastırıyorum.. ve biliyorum ki sadece ortopedik, koyu kahverengi babanne ayakkabıları giyebiliyor hale geldiğimde bile, o çirkin "bilmemkaç nokta" ayakkabılarla bile uyumak isteyeceğim... çünkü aslında hepsi o adi tuvalet terliği plastiğinden yapılmış ninja kaplumbağalar sandaleti!

2 yorum:

Pyromancy dedi ki...

uzun zamandır ilk defa daria'sız bir ayakkabı aldım.Bu güzel yazıya girmiş olması mutlu etti beni.Kendi aramızda spontan gerçekleşen bu ayakkabı ritüelini daha ne kadar sürdürürüz bilmiyorum.
ayakkabılarımla konuştum sana selamları var. :)

P dedi ki...

sevgili daria birde benim babama iş yerinden sümerbank çeki verirlerdi ordan alışveriş yapmak zorundaydık =)çocukluğum aklıma geldi parmaklarına sağlık=)